|
-binlerce toplumcu müslüman filistinli katledildi tel zaatar’da. 1976 ağustosunun ortalarında teslim alınıncaya kadar genç, yaşlı, çocuk, kadın demeden aç ve susuz insanlar kurşuna dizildiler…- şimdi bir uzun öyküyü ağıt ağıt haykırmak savrulan beyaz harmaniyelere inat! şimdi bir uzun öyküyü alıp bir uçtan bir uca ömrüne yazmak susup sonra yeşilin kıvamında duru göklere, çılgın denizlere taşmak! /sus, ölümümdür bu, duyarlı bir iklim gibi gelen sus, ölümümdür, yaşamak adına gözlerime çekilen…/ artık yorulan silahlar mıdır yoksa gece midir üstüme yürüyen suskun bülbüller, dağılan bahçeler midir bir destan yoğunluğunda eriyen? aştığımız dağlar, geçtiğimiz yollar söylesin doğurgan toprak, sağnak gök söylesin öldüğümüz, bir kardeşlik hasretiyle bereket yıllarına değil midir? /sus, ölümümdür bu, seni eskitmesin sus, ölümümdür bu fakat yaşamak gözlerinden gitmesin/ artık saatleri kurma, zaman senindir hırpala son kartallarını ormanların yerleş canevine hayatın, mekân senindir dokunaklı türkülerle sevgiyi kuşandır çocuklara anlat, çöle silah ekenleri hırpala göğsünden fışkıran acıyı hurma dallarının yorgun hüznünü o vâhâ akşamında ansızın beliren fırtınayı /sus, ölümümüz değil bu, yorma kendini gözlerin teslim olmasın yeter!../
|