|
vakt irişti, kuzeye vurdu gün birden kızıştı baharın ışıklarıyla toprak buğusu tüten o coşkuyla göverdi her şey soğuk sırmalar söküldü, açıldı gizem kapıları yapyalın bir yağmur indi sislerin ardından vakt irişti, kuzeye vurdu gün çözüldü buzlar, kuşlar yayıldı tundralara sokul, sokul, yakın olsun gördüğün! vladimir ilyiç Lenin sağ mıydı o zaman? günün ağaran vaktiydi binyılların ardından usulca uyandı kar altında insanlar gümüş çizgileriyle yapayalnızdı kışlık saray o baykuş öttü, son ıslık yele verildi leon troçki sürgün müydü o zaman? baltık’ta hangi batıklardı dipsularında soluyan hangi işçiler uyukluyordu metroda hangi trenler sızıyordu baldırlarına sibirya’nın unutulmuşluğun o ıssız kahrıyla sürgünlerin yüreğine işlenirken gül döğmesi vladimir mayakovski tabancasını doldurmuş muydu o zaman? o yitik ütopya, unutulmuş av akşamları inceldi zaman, kopacak gevildiği yerden sokaklar sesi tanıdı, alanların üstünde kuş bulutları hoyrat bir poyrazın dondurduğu dudaklar çatlıyor oraya dokunma, yosif o, yosif Stalin ağzımızın kıyısında pıhtılaşan mihail gorbaçov doğmuş muydu o zaman? abdaldı söz uğultusunu boşluklara okuyan maviydi gözleri, bizim yalnızlığımızdı o ve büyük bakmışlığımız dünyaya tarihi kime ağdırıyor yazan? nâzım, vera’ya tutulmuş muydu o zaman? ünledik, dünyayı çağırdık şölenimize bir düş seliydi sürüklendimiz inerken o gençlik yamaçlarından suskun ve inatçıydık, alabildiğine kahraman! deniz’leri asmış mıydık o zaman?
|