|
kovboy atını sula kovboy, yolun uzak çöle bürünmüş kızıl gökler öfkeden kıvılcım saçıyor dokunsan tutuşacak mavi, alın yazısıydı eskiden denizleri ufka kadar döşerdi bir yudum suda bir damla çiyde bebeler gülümserdi atını sür kovboy, yolun uzak çölden sonra dağlar var dağların korkulu geçitleri ve nice pusular; aşılacak yeşil, bahtımızdı eskiden bütün ayıpları örterdi çatladıysa çorak dudaklarımız ıslatır, ‘kef’ini silerdi atını çek kovboy, yolun uzak yokuşun ötesi sarp kayalıklar oradan “dön geri bak” gör ki, yolları daha kimler tozutacak pembe, muradımızdı eskiden dilek tutardık yazıp onları acemi kağıtlara berrak ırmaklara atardık. atını sal kovboy, yolun uzak işte sonsuz ovalardasın eğil ve öp onu senin için doğuracak toprak kırmızı, bütün çağlarda kandı sen geldin, biz öldük kan, bin kutsal yağmurla yıkandı ne toprak doydu, ne bulutlar tükendi atını bırak kovboy, işte geldin bırak, gitsin o, masum ve yorgun yerler ve gökler ve denizler senin artık başlasın en büyük soygun beyaz, bütün yüzlerdeki aktı sustu senin gücün karşısında yüzyıllar geçti, sen sonsuz atlarlasın film bitti, çek arabanı kovboy bu şiir sana bir tuzaktı
|