|
bu şehir artık kirletilmiştir yağmur kılıçlarıyla kesilen caddelerde ay bıçaklarının yansıması yalnızlığın kırbaç izleri bedeninde yorgun siluetin bulanık sularda bu şehir artık kirlenmiştir tıpkı senin gençliğin gibi hücrelerde küflenen bir geçmiştir artık onulmaz yıkıntılar içinde küskün bir güneş gibi batmak kendi dağlarının ardında sonra fırlayıp gitmek kozandan o korkunç çatlamayla şimdi hangi kimliğinle dolaşacaksın bu kişiliksiz şehirde sürüp giderken bu dişağrısı geceler bu kasvet bu kuşku bütün yolların bittiği yerde “insin kara perdeleri çağın, insin ki bu zulmü gizleyebilsin” desen ne çıkar gönlü görklü sesi kırık halkın sana kör, sana sağır, sana dilsiz nice gül diksen yollarına seni gördükçe yön değiştirir o dalga dalga kadını geçsen sonra yorgun bir ölümle serilsen karşı kumsala sulara düşmüş bir karanfil kadar umutsuz ve kızıl bir nokta kalsan orda ağıtın dudaklarda kod adı: mansur bir hallaç gibi yağmurlu sokaklarda
|