Gece yolcusu

gece yolcusu

gecenin ince konuğu: yağmur
yüzüme yakın duruyor, ışıklar muhalif
yıldızlar saklı, ay kaçak
yalnızlığım inadına büyüyor
bir hıçkırık boğazımda
masal mı söylüyor o saçak?
karanlığın kaputu da mı ‘yuğka’
beni ne koruyacak?
 
annem, usul sözcüklerle kıpırdasa dudağın
ben ocak başına gelsem
alevler yukarı yukarı uzansalar
o derinliğe ersek
sevgiye benzer bir uykuyla
kendimizden geçsek
                                                                             
yollar ışıldıyor, su görümlüğü bu
cilalı asfalt devrinde böyledir gece
sarhoşum desem, ayıltırlar
şiir bulaşır ellerime
sevgilim, çoktan gölgesini alıp gitmiş
kalmışım kendi güneşimle
 
bu ağaç, bu mahmur kumru
ve kaldırımda yatan
mendilin ucundaki o adam
dizden aşağı çekmese beni
bir yudum şarabı damağımda dolaştırıp yutsam
kalbim, dünya dertlerinin yumağı
kendine katlansa yeniden
birden boşalırım: bileklerim kan!
                                                        
gecenin ince konuğu: yağmur
yorgun yoluma sızan ürkek aydınlık
uzak bir ıslıktır, kendini duyurur
boylu boyunca uzandığım
düş salıncaklarından
bir doğrulsam
avcılar yine yollara düşer
yine ceylanlar vurulur!
 
gurbetin uzağı, ayrılığın tuzağı
gerçek: yolu eğri kılan engerek
kıvrılıp gelir
bulur şahdamarını
yüreğine doğrulur
ölüm kimbilir neler fısıldar kulağına
yaşamak hâlâ güzeldir
ve gecenin konuğu, hâlâ yağmurdur