filistin, filistin
aksın yıldızlar inlesin çatlak toprak
titresin dizleri ortadoğu’nun
büyük düşlerin amansız sanrıların önünde
geçilmiş binyılların sonunda
işte denizler kapısındayız
yüreğimizde bitmez çalkantılar
 
ey kendi sınırsızlığıyla sınırlı yerküre
gittikçe ufalırız senin denizlerinde
gittikçe devleşiriz kara parçalarında
ey döne döne başı dönmüş koca dünya
ülkeler ve halklarla bezeli bağrın yanıksa da
bir kez daha tutuyoruz işte eteğinden, bir kez daha
ey yavuz bilge, ey bunak derviş, ey sonsuzluğun değirmeni
 
toprağından kovgun, kırgın bir halkın
bir kez daha yükselttiği bu bayrak
yer arıyor gönderini saplayacak
adımızı aklayan tarihte o yitik coğrafya
kanatıyor dizelerini bütün marşlarımızın
 
anla bizi, açlığımız o büyük özgürlüğe
susuzluğumuz senin o susuz çöllerine
söylencelerimizi savurduğumuz tepelerine
anla bizi, anla
duy izbeler içinde iz olan sesimizi
barışın ışıklarını sal üstümüze
 
bu bayrak nasıl da yakışır senin göğsüne