|
aksın yıldızlar inlesin çatlak toprak titresin dizleri ortadoğu’nun büyük düşlerin amansız sanrıların önünde geçilmiş binyılların sonunda işte denizler kapısındayız yüreğimizde bitmez çalkantılar ey kendi sınırsızlığıyla sınırlı yerküre gittikçe ufalırız senin denizlerinde gittikçe devleşiriz kara parçalarında ey döne döne başı dönmüş koca dünya ülkeler ve halklarla bezeli bağrın yanıksa da bir kez daha tutuyoruz işte eteğinden, bir kez daha ey yavuz bilge, ey bunak derviş, ey sonsuzluğun değirmeni toprağından kovgun, kırgın bir halkın bir kez daha yükselttiği bu bayrak yer arıyor gönderini saplayacak adımızı aklayan tarihte o yitik coğrafya kanatıyor dizelerini bütün marşlarımızın anla bizi, açlığımız o büyük özgürlüğe susuzluğumuz senin o susuz çöllerine söylencelerimizi savurduğumuz tepelerine anla bizi, anla duy izbeler içinde iz olan sesimizi barışın ışıklarını sal üstümüze bu bayrak nasıl da yakışır senin göğsüne
|