eskenazilerin kedisi
geceyarısı kapı vurulduğunda son kez korktu
eskenazi’ler / açınca kapıyı / karşılarında ss’leri
gördüler / neydi sanki / günlerdir bekledikleri
 
yürüdüler
 
bütün sesleri örten uğursuz bir kar / kırbaç yemiş
köleler gibi eğilmiş dallar / sus ve yürü josef / sus
ve yürü raşel / elimi tut ama / gözümü alıyor bu
kamyonun ışığı / sus ve yürü / kalsın öyle her şey
 
kapıyı bile kilitlemediler
 
eskenazi’ler / hiç gelmemiş gibi dünyaya / hiç
yaşamamışlar gibi bu şehirde / bu sokakta, bu
evde / karıştılar karanlığa
 
yokluğa erdiler
 
bilemezsiniz / nasıl da duyguludur kediler
 
eskenazi’lerin kedisi / kalınca bir başına / ilişip
pencerenin pervazına / günlerce yol gözledi / aç /
susuz / ve uykusuz
 
dayanamazdı buna komşu kadının yüreği /
yiyecekler taşıdı ona / korka korka / gizli gizli
 
hiç görmedi sanki onu kedi / kımıldamadı
yerinden / koklamadı bile / o güzelim yiyecekleri
 
derken efendim / evi sardı fareler / ne fark eder /
onlara da dönüp bakmadı kedi / umarsız bir
suskunlukla / eskenazi’leri bekledi
 
yine bir kara gecenin karanlığında / aldırmadan
yağmura, kara / çıkıp evden / düştü yollara
 
yıldızlar yol gösterdi ona eskiden
göstermediler
 
pusa pusa çalı diplerinde / saklana saklana
kuytularda / yürüdü / yürüdü / ışığa küskün
karanlıklar yolcusu
 
sonra efendim / rivayet edilir kim / nasıl yok
olduysa koca kıtanın ortasında eskenazi’ler / öyle
yok oldu kedileri de / izine rastlanmadı hiçbir
yerde
 
bilemem / şairim ben / içimi acılar yoklar /
duyarmışım gibi o sesi / dizelerim puslanır /
görünmez olur ötesi