düşbozumu gazeli
düşbozumudur ince nakış bir sonbahardır
kayıp tezgâhlarda hüzün dokuyan bir mekik vardır
 
yüreğin yanıp yıkılan eski bir konaktır eyvah
içinde paramparça olan o eşsiz sırçalardır
 
bir sevdanın kabuğu kalkar incecik kan sızar
oysa kimbilir üstüne yağan bu kaçıncı kardır
 
inanılmaz bir masaldır geçip gitmiş çocukluğun
onu alıp apansız sana getirenh hangi rüzgârdır
 
gizli albümlerde açılır durur o solgun resimler
bir şiirdir ki okuduğun, her hecesi bir damla nektardır
 
yurttaş’ım, ömrün tenhalaştıkça yalnızlığı söyleş sen de
zaten yaşamak dediğin hep ölümün kazandığı bir kumardır