|
uğur öldürüldü. gün kanadı. soğudu dünya ben bir yalnızlığa erdim. kini tanıdım sonra yağmur ürktü. taşlar kurudu. ayaz bir Ankara ansızın mumlar alevlendi. içimde küçük küçük ışıklar karanfil yığınları ağdı geceye. ilencin arınmasıydı ağladığım sesti o. unuttum. gözüm kaç gündür kör yoksa öldüreceğim onu. ben de bilirim cinayet işlemeyi ellerim bıçak tutar, tabancam anlar ölümün dilinden siz kalaşnikof hısımları. Siz “c tipi’ boruzenler uğur öldürülüldü. gün kanadı. soğudu dünya yüzümüz acıdan bakır çalığı. anladım. ölüm sizin künyeniz anladım. her roma bir ağca’ya çıkar. abdi’ler ölürse eğer eğer çölaşan emin ağlarsa kadim bir kudümün sesi medreselerden adam çağırır ve cumhuriyetler ve benim tambağımsız türkiye’m uçsuz bucaksız bir yangınla sarsılır üstelik erzincan yakın ve külliyen deprem! uykusuzluğu öneriyorum. kötü zamanlar için uykusuz kalınız allahüekber! sabadan okunan sabah ezanları mutlak kalkmalı cenazeler deli kızlar saçını başını yolmalı yıkanan kanla kirlenirken akarsular bilinsin: ötede içenler var bu sulardan ötede içenler var kar taneleri nasıl da ürkektir bilirsiniz ölümü söyler gibi usulca sokulurlar insana bozkır kavakları görünmez olmuştur. kayıptır dünya yakındoğuda güneş izleri silinmiş, maceraünnehir geçilmiştir sonra bir kılıcın çok eskiden kalmış şakırtısı bombayı tanımayan yüzlerin şaşkınlığı biz çağdaş insanlarız: sizden iyi biliriz ölümün modern olanını son duanızı okuyun ibadethaneler sonsuz bir tenhalıkla inleyecek sayenizde hayvanın cehline terk edeceğiz dünyayı hiç kimse bilmiyor içimi basan kuraklığı bir damlasına muhtacım o yağmurların bulutlarım dağılmıyor, güneşim yok beni çağır. ötelere çek üleştiğim dünyanın çocuğu. çağır beni -şakülünden başlayacağım artık bu köhne gezegenin kutuplarına diktiğim bayraklar çürümüşse hangi kimlik kartıdır gösterilecek olan ben adem’den beri havva’yı severim havva da adem’den beri adem’i sever yenilmiş bütün haram meyvelerde rastlarsınız dişlerimizin izine çün, biliriz sevgiden ötesi cehennemdir! ./. anıtkabir’in oralarda bir garip kuş ötüyor sesinde bozkırlardan kalma bir damlacık çiy var mustafa kemal’den sözcükler sayıklıyor çok ağlamış, gün görmüş analar kadar ağlamış dalgınca süzülüp uçuyor karlı sokağa doğru bir gül dalına konuyor umarsız yalnızlığıyla yakaladığı karanlıkta her ötüşü bir çığlık sanırsın ki yer gök inliyor hayır! Bütün kulaklar sağır. sesin anlamı yok camilerde yeni salalar başlıyor uğur öldürüldü. gün kanadı. soğudu dünya ben bir yalnızlığa erdim. kini tanıdım karlıydı tüm sokaklar ve ayazdı ve karaydı ankara!
|