93 karası
uğur öldürüldü. gün kanadı. soğudu dünya
ben bir yalnızlığa erdim. kini tanıdım
sonra yağmur ürktü. taşlar kurudu. ayaz bir Ankara
ansızın mumlar alevlendi. içimde küçük küçük ışıklar
karanfil yığınları ağdı geceye. ilencin arınmasıydı
ağladığım sesti o. unuttum. gözüm kaç gündür kör
yoksa öldüreceğim onu. ben de bilirim cinayet işlemeyi
ellerim bıçak tutar, tabancam anlar ölümün dilinden
siz kalaşnikof hısımları. Siz “c tipi’ boruzenler
uğur öldürülüldü. gün kanadı. soğudu dünya
 
yüzümüz acıdan bakır çalığı. anladım. ölüm sizin künyeniz
anladım. her roma bir ağca’ya çıkar. abdi’ler ölürse eğer
eğer çölaşan emin ağlarsa
kadim bir kudümün sesi medreselerden adam çağırır
ve cumhuriyetler ve benim tambağımsız türkiye’m
uçsuz bucaksız bir yangınla sarsılır
üstelik erzincan yakın ve külliyen deprem!
uykusuzluğu öneriyorum. kötü zamanlar için uykusuz kalınız
allahüekber! sabadan okunan sabah ezanları
mutlak kalkmalı cenazeler
deli kızlar saçını başını yolmalı
yıkanan kanla kirlenirken akarsular
bilinsin: ötede içenler var bu sulardan
ötede içenler var
 
kar taneleri nasıl da ürkektir bilirsiniz
ölümü söyler gibi usulca sokulurlar insana
bozkır kavakları görünmez olmuştur. kayıptır dünya
yakındoğuda güneş izleri silinmiş, maceraünnehir geçilmiştir
sonra bir kılıcın çok eskiden kalmış şakırtısı
bombayı tanımayan yüzlerin şaşkınlığı
biz çağdaş insanlarız: sizden iyi biliriz
                                   ölümün modern olanını
son duanızı okuyun   
ibadethaneler sonsuz bir tenhalıkla inleyecek sayenizde
hayvanın cehline terk edeceğiz dünyayı
 
hiç kimse bilmiyor içimi basan kuraklığı
bir damlasına muhtacım o yağmurların
bulutlarım dağılmıyor, güneşim yok
beni çağır. ötelere çek
üleştiğim dünyanın çocuğu. çağır beni
-şakülünden başlayacağım artık bu köhne gezegenin
kutuplarına diktiğim bayraklar çürümüşse
hangi kimlik kartıdır gösterilecek olan
ben adem’den beri havva’yı severim
havva da adem’den beri adem’i sever
yenilmiş bütün haram meyvelerde
rastlarsınız dişlerimizin izine
çün, biliriz
            sevgiden ötesi cehennemdir!
 
./.
anıtkabir’in oralarda bir garip kuş ötüyor
sesinde bozkırlardan kalma bir damlacık çiy var
mustafa kemal’den sözcükler sayıklıyor
çok ağlamış, gün görmüş analar kadar ağlamış
dalgınca süzülüp uçuyor karlı sokağa doğru
bir gül dalına konuyor
umarsız yalnızlığıyla yakaladığı karanlıkta
her ötüşü bir çığlık
sanırsın ki yer gök inliyor
hayır! Bütün kulaklar sağır. sesin anlamı yok
 
camilerde yeni salalar başlıyor
 
uğur öldürüldü. gün kanadı. soğudu dünya
ben bir yalnızlığa erdim. kini tanıdım
karlıydı tüm sokaklar ve ayazdı ve karaydı ankara!